KOCAELİ OKÇULUK

'' Okçuluk, fizik ve beyin gücünü maksimum kullanarak yapılan zor ama zevkli sporlardan biridir. Etkili bir amaç doğrultusunda; kalıcı kondisyon, kalıcı konsantrasyon, mükemmel teknik, doyumsuz başarı isteği, her zaman pozitif düşüncenin altında planlı çalışmayla yapılan okçuluk sporu, kişiyi sürekli başarıya ve hazza götürür ''. ( Rıdvan Uzuntaş = kocaeliokculuk@hotmail.com) -Yarışma sporcusu olabilmek için yetenek, düzenli çalışma, maddi ve manevi destek olması gerekli.
*- Kocaeli Amatör Külüpler Federasyonu (KASKF) tarafından düzenlenen 2009-2010 sezonu şampiyonlar gecesinde Gençlik ve Spor Kulübümüz OKÇULUK branşında başarı plaketi aldı. Gençlik ve Spor Kulübümüz bir çok branşta başarıları olmasına rağmen 2009-2010 yılında okçuluk dalında milli sporu yetiştirmesi ve iki Dünya rekoru egalesi, bir çok Türkiye rekorları, onlarca Türkiye şampiyonlukları elde etmesi nedeniyle bu ödülü almaya hak kazanmıştır...

--------------------------------------------

KOCAELİ' NDE OKÇULUĞUA BAŞLAMAK

-1989 yılının 28 şubat günü Kocaeli' nde okçuluk kuruldu. Kocaeli okçuluk o günden beri hep başarılı. Bizim eğitimimizden geçen çocuklarımız aldıkları madalyaların yanı sıra ; okulların sınavlarında çok başarılı oldular, güzel meslek sahibi oldular, kariyer sahibi oldular, sosyal insan oldular, toplumda söz sahibi oldular. Okçuluk kişiye özgüven kazandırır. Kazandırdığımız değerler yeter. Saygılar.
-
Türkiye şartlarında 09 ile 14 yaş arasında okçuluğa başlamak en idealdir, fakat her yaşta okçuluk yapılır. Kocaeli'nde okçuluk eğitimi Kocaeli Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Atatürk Spor Salonu yanındaki Okçuluk Atış Bölümünde verilmektedir. Antrenör Rıdvan UZUNTAŞ nezaretinde, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde sürdürülen Okçuluk çalışmaları haftada beş gün üzerinden yapılmakta olup, okulların kapandığı yaz tatili döneminde okçuluk çalışmaları ; Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri yapılmaktadır. Antrenmanlar saat = 15:00 - 20:00 arasında yapılır.

2108 Yılı için, ideal yaş gurubundaki okçu adayları (2004,2005, 2006, 2007 ve 2008 doğumlular) olimpik yay temel okçuluk eğitimi almak için başvurabilirler.Temel eğitim dersleri 12 ders üzerinden yapılır. Bu derslerin sonunda okçuluk için gerekli temel koordinasyon hareketlerini yapabilen okçu adayları ikinci kur çalışmalarına devam ederler.
- Mail İrtibat : kocaeliokculuk@hotmail.com

2004, 2005, 2006,2007 ve 2008 DOĞUMLU BAYAN VE ERKEK ADAYLAR BAŞVURABİLİR.
(2018 Yılı İçin)

OKÇULUK ÇALIŞMALARI, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müd. İzmit Atatürk Spor Salonu Okçuluk Antrenman Salonunda Yapılmaktadır.

- Tüm okçuluk malzemeleri bize aittir, sporcular sadece spor kıyafetleriyle gelecektir.

- Dersler Hafta içi iki gün Salı, Perşembe Saat 19:00-20:00 arası.
- Kayıt ve Toplantı Tarihi : 28 EYLÜL 2017 Perşembe günü saat 19:00 da yapılacaktır. Toplantıda; okçuluk sporu hk. ön bilgilendirme ve kayıt yapılacaktır. BİR SONRAKİ KURS : OCAK 2018 .
- Başlangıç Tarihi: 05 Ekim PERŞEMBE 2017 Perşembe, Saat 19:00.
- Not : Toplantı ve Kayıda katılmayanlar ancak bir sonraki kursa katılabilirler. BİR SONRAKİ KURS : OCAK 2018 .
- YER : Atatürk Spor Salonu.
(Sporcu velisiyle birlikte gelecektir.)
-----------------------
- Mail : kocaeliokculuk@hotmail.com
- Tel : 0 532 411 40 76 ( Saat 11:00 - 17:00 Arası)
-----------------------------------------------------
-

- 14-17 Aralık 2017 tarihinde Samsun' da yapılacak olan Federasyon Kupası Okçuluk Yarışmasına katılmak isteyen Ferdi Okçuluk Lisanslı sporcuların Seçmesi 10 Aralık 2017 tarihinde İzmit Atatürk Salonu Okçuluk Antrenman Salonunda Saat 13:30 da yapılacaktır.

- 18 m. den (üçlü 40 cm.lik; 10,9,8,7 ve 6 puan değerleri olan salon hedef kağıdına) 60 ok atılarak yapılacak seçmenin baraj puanları aşağıdadır. Kategorilerinde baraj puanları atan ferdi lisanslı sporcular yarışmaya gitmeye hak kazanacaktır;(2016 yılı Fedrasyon Kupası Salon Okçuluk Yarışmasında 32. sıradaki sporcuların puanları baraj puan olarak tesbit edilmiştir.)

-Klasik Yay Büyük Erkek : 536

-Makaralı Yay Büyük Erkek: 562

- Seçmelere katılmak isteyenler 0 532 411 40 76, nolu telefona; İsim,soyisim,doğum yılı ve kategorilerini; 06 Aralık 2017 saat 17:00' a kadar mesaj çekmeleri gerekmektedir. Duyurulur.

18 Kasım 2006 Cumartesi

...OKÇULUĞUN SIRRINA VARMAK


(...) hedef okçunun gönlüne yerleşmiştir; okçu ne yaparsa yapsın o kımıldamadan orada ortada durur. Bu aşamada En Son ve En Büyük Olan ansızın çıkagelir. Sanat, yapmacık olmayan sanata; ok atma, ok atmamaya ya da ok ve yay olmadan ok atmaya; öğretmen öğrenciye; usta bir acemi, çırağa; son, bir başlangıca ve başlangıç, bir sona dönüşür.(...)Sonuna dek gerilmiş bir yay tüm evreni içine alır, işte bunun için yayı doğru biçimde germeyi öğrenmek çok önemlidir. Soluk almak, bağlar ve bağımlı kılar, soluk tutmakla her doğru iş başarılır; soluk veriş hiçbir engel tanımadan çözer ve tamamlar.(...)Doğru yaşam çevreye uyum sağlayan suya benzer. (...)Doğru yolda amaç güdülmez, yarar beklenmez! Hedefi vuracağım diye ne kadar çabalarsanız o kadar başarısız olursunuz, amaçtan o kadar uzaklaşırsınız. Bir şey başarma tutkunuz, yolunuza dikilmiş bir engeldir! (...)Yayın yukarı ucuyla okçu göğü deler, aşağı ucunda ise bir ipek ipliğe bağlı olarak yeryüzü asılıdır. Atış sırasında sarsıntı güçlü olursa bu ipek iplik kopabilir. Bu kişiler yerle gök arasında orta yerde çaresiz çırpınır dururlar. (...)Okun doğru bırakılabilmesi aşamasında ise bedendeki kasılmamışlık ve rahatlık, ruhsal bakımdan kasılmamışlık ve rahatlık olarak geliştirilmelidir. Öyle bir gevşeklik ve rahatlık ki kişiyi yalnızca diriltmek ve canlandırmakla kalmasın, özgürleştirebilsin; iç özgürlük için derinliklerimizdeki dirilik, canlılık ve güç ortaya çıksın. (...) Okçulukta duyuların çevreden gelen ve dikkati dağıtan etkilere kapatılması görevi duyularımızı kilitlemeye ve zorla duymamaya çalışarak değil, onlara karşı koymayıp aldırmamakla başarılır. Bu çabalamama çabasının, çabalamadan, kendiliğinden olabilmesi için içimizde bir yerlere tutunma gereksinimi duyarız; işte bu tutamak solunum üzerine yoğunlaşmadır.Her türlü bağdan kurtularak kendisini özgürleştirmiş olan kişi, hiçbir gizli amacın gölge düşürmediği, 'burada ve bu anda olma' durumunun verdiği güç ve yetiye dayanarak herhangi bir sanatla uğraşabilir. Ancak yaratıcı sürece kendisini verebilmesi için o sanatın gereklerine kendisini hazırlaması, alıştırması gerekmektedir. Yoksa, kendi derinliklerindeki özden güç alarak derin bir sezgi ve içgüdüyle davranacağı yerde aklını kurcalamak zorunda kalır. (...) Özlenen bağımsızlaşma, kurtuluş, öze dönüş ve bütünüyle, 'burada ve bu anda' olma yaşantısı gerçek olunca üstün yeteneğin ve rastlantıların önemi giderek azalır ve sanatçı tüm varlığıyla, kendisini vererek katıldığı yaratış süreci için gerekli olan yoğunluğun, esinin sırası gelince kendiliğinden ortaya çıkacağını sanmak gibi bir yanılgıyla, ikircimli bekleyişlerle kendi kendisini aldatmaz. (...)(...) tekdüze işlemlerin hem ortaya gerçek ve anlamlı bir yapıtın çıkabilmesi, hem de yaratıcı bir çalışma yapabilmesi için elverişli bir ortam hazırladığını yakından bilen usta, hazırlık aşamasına önem veren geleneğe sımsıkı bağlıdır. (...) Büyük bir özenle, acele etmeden bitirilen başlangıctaki hazırlıklarla sonda ortaya çıkan yetkin yapıt, bütünlük içinde kopuksuz bir süreçtir.(...)Sanatçı ve yapıtı - bunların ikisi de birdir. Dışta yaratılmış olan yapıt gibi sanatçıdan koparıp alınamayan içerdeki, yapılamayan, yalnızca olduğu gibi olan ve oluşan yapıt derinliklerdeki o gün ışığı görmemiş kaynaktan çıkmaktadır.(...)Amaca götüren yol ölçülemez.(...)Okun uzaklara gitmesi yaya değil, ok atarken burada ve bu anda olmaya, uyanıklığa bağlıdır. (...) en yüksek gerilimin tam bir uyanıklık durumundayken boşalmasının gerçekleşmesi için ok atma töreninin hareketlerini (...) daha içten, daha canlı olarak, gerçek bir dansçı gibi dans edercesine yapmalısınız. Böyle yaparsanız, hareketleriniz göbekten, doğru soluk alış verişin gerçekleştiği yerden çıkacaktır. O zaman bunları, ezbere, anlamsızca sıralayacağınıza, o anın verdiği bir esin olarak yaşarsınız. Böylece dans ve dansçı bir bütün olur. Bu töreni bir dans töreni gibi yaparsanız içten gelen uyanıklığınız en yüksek keskinliğe ulaşır.(...)her atışınızda hedefi vurursanız, okçuluğun yalnız tekniğini öğrenip okçuluk gösterisi yapanlardan bir farkınız kalmaz. Hedefi kaç kez vurduğunu sayan kimseler için hedef, sürekli delinen, yırtılan bir kâğıt parçasından başka bir şey değildir. Okçuluğun Yüce Yasası ise buna sapıklık gözüyle bakar.(...)Hedefi vuran oklar yalnızca sizin bir amaç ve bir beklenti içinde kesinlikle olmadığınızın, kişiliğinizden sıyrılmış ve özünüze dalmış olduğunuzun ya da bu durumu nasıl anlıyorsanız öyle oluşunuzun dıştaki kanıtı ve göstergesidir.Okçu en olgun duruma geldiğinde, artık tavşanın boynuzuyla ve kaplumbağanın tüyüyle ok atabilir. Yay ve ok olmadan tam ortayı vurabilir. İşte o kişi gerçek anlamda ustadır, yapılmadan yapılan'ın ustasıdır. Yapılmadan yapılan'la hem ustadır, hem usta değildir. Bu dönemeçte okçuluk devinmeden devinmeye, dans etmeden dans etmeye, yani Zen'e dönüşür.
Eugen Herrigel, Zen ve Okçuluk.

Hiç yorum yok: